İTTİFÂKTAKİ KUVVET
Üç elif ittihâd etmezse (birleşmezse), üç kıymeti var. Eğer sırr-ı adediyet ile ittihâd etse, yüz on bir kıymet alır.
Dört kerre dört ayrı ayrı olsa, on altı kıymeti var. Eğer sırr-ı uhuvvet (kardeşlik sırrı) ve ittihâd-ı maksad (maksadda birlik) ve ittifâk-ı vazîfe (vazîfe birliği) ile tevâfuk edip (birleşip) bir çizgi üstünde omuz omuza verseler, o vakit dört bin dört yüz kırk dört kuvvetinde ve kıymetinde olduğu gibi, hakîkî sırr-ı ihlâs ile, on altı fedâkâr kardeşlerin kıymet ve kuvve-i ma‘neviyesi (ma‘nevî gücü) dört binden geçtiğine, pek çok vukūât-ı târihiye (târihî hâdiseler) şehâdet ediyor.
Bu sırrın sırrı şudur ki: Hakîkî ve samîmî bir ittifâkta, her bir ferd, sâir kardeşlerinin gözüyle de bakabilir ve kulaklarıyla da işitebilir. Güya on hakîkî müttehid (birleşmiş) adamın her biri yirmi gözle bakıyor, on akılla düşünüyor, yirmi kulakla işitiyor, yirmi el ile çalışıyor bir tarzda ma‘nevî kıymeti ve kuvvetleri vardır.
Lem‘alar
YAVUZ SULTAN SELÎM’E VEZÎR OLURSUN
Yavuz Sultan Selîm, adâlet karşısında hiçbir sarsıntı duymadan ona boyun eğen bir hükümdârdı. Bu sâyede herkesi kendisine itâate meftun etmişti. Onun yakınında bulunanlar da adâletinin ölçüsünü çok iyi bilirler ve işlerinde kıl kadar olsun sapma göstermemeye dikkat ederlerdi. Bu yüzden olsa gerek, “İnşâallah Yavuz Sultan Selîm’e vezîr olursun!” sözü bir hayır temennîsi değil, bir bedduâ idi.