ÎMÂNIN VERDİĞİ EMNİYET
Âbid (ibâdet eden bir kul), namazında der: [Şehâdet ederim ki Allah’dan başka ilâh yoktur!] Yani: “Hâlık ve Rezzâk (yaratan ve rızık veren) ondan başka yoktur. Zarar ve menfaat onun elindedir. O, hem Hakîm’dir, abes (lüzûmsuz) iş yapmaz; hem Rahîmdir, ihsânı, merhameti çoktur” diye i‘tikād ettiğinden (inandığından), her şeyde bir hazîne-i rahmet kapısını bulur. Duâ ile çalar.
Hem her şeyi kendi Rabbisinin emrine musahhar (itâatkâr) görür, Rabbisine ilticâ eder. Tevekkül ile (ona güvenmekle) istinâd edip (dayanıp) her musîbete karşı tahassun eder (sığınır). Îmânı, ona bir emniyet-i tâmme (tam bir güven) verir.
Sözler
ÇALIŞARAK TEVEKKÜL ET!
Allah’ın kulu ol ve dünyada atlar gibi yürü! Cenaze gibi, başkasının üzerine binen kişi ister ki, herkes kendisini taşısın. Kendi yükünü kendine yükle! Baş olmayı da isteme! Allah’a tevekkül edeceksen, çalışarak tevekkül et! Sen çalış da nasibinde hazine varsa, o senin peşinde gelir. Takdîr haktır ama çalışmak da haktır. Damarlarımızdaki kan kaynadıkça yeni bir dünyaya doğru yürümeliyiz. Kan nasıl uyur? Hele bizim damarımızdaki kan! Gönül sâhibi olgun kişiler bilirler ki, on sekiz bin âlemde durup dinlenme yoktur.
Mevlânâ
BİR ŞİİR
“Allah’a dayandım!” diye sen çıkma yataktan
Ma‘nâ-yı tevekkül bu mudur? Hey gidi nâdân!
Ecdâdını zannetme, asırlarca uyurdu;
Nerden bulacaktın o zaman eldeki yurdu?
Mehmed Âkif